korku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
korku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ocak 2014 Çarşamba

Life of Pi

Birşeyler ile yüzleşmek istiyorsan dibe vurmalısın, dibe vurmadan su yüzüne çıkılmıyor, farkındalıkları su yüzeyinde halletmek istiyorsan bunu başaramazsın, geçici tatminler elde edebilirsin. Pi'nin suda boğulmadan hayatta kalma çabası gibi, kendini aşağıya çekip sonra su yüzüne çıkmak, ağlamak... sonra, suçluluk, olabildiğince çaylak ve ne tepki vereceğini bilmeden salt suçluluk duygusu, kendini dövme isteği, isyan etme... 

halbuki bu bir imtihan, imtihan olarak görünce geliyor farkındalık, aydınlık sonra görünüyor, peki bu kalıcı mı? hayır, ben nasıl değişiyorsam dünya da değişiyor her dakika, her saniye, her an!

Tanrı'nın her an onunla olduğu, onun içinde olduğu gerçeği... evet Life of Pi'den bahsediyorum, yeni izledim, bugünmüş doğru gün... çok etkileyici bir film, izlemediyseniz kesin tavsiye ederim. Tam teslimiyetin nasıl olduğunu gördüm bu filmde. Ben korkularım ve endişelerim ile uğraşırken, okyanusun ortasında bir kaplanla başbaşa kalan çocuğu izlemek çok dokundu... 

korkuyorum evet
sevgiyi koyamıyorum karşısına
akamıyorum sana
akamıyorum hayata
beynim oyun oynuyor
senaryoları bırakmıyor
sus diyorum, sus 
dinlemiyor
dinletemiyorum...

Sevgiyle... 


30 Temmuz 2013 Salı

İçime yolculuk


Bu fotoğraf benim içime yaptığım yolculuğun fotoğrafı. Yolun başı karanlık, başlamak çok zor, sonra biraz aydınlanır gibi oluyor ama sonrası yine karanlık. Bu yolu yeni buldum, bilmediğim tanımadığım bir yol ama bir taraftan da sanki hep kullandığım ve ezbere bildiğim bir yol gibi tanıdık. Bu yola girmek zor diyor bir tarafım, diğer tarafım zor olsun ki uğraştığımda değsin diyor. Bir tarafım bu yolda kullanacağın ekipmanların, fenerin, asan yok diyor diğer tarafım birikimlerini kullan diyor. Tam bu noktada çok güzel bir şiir geldi aklıma;
... (Yusuf Hayaloğlu'nun Bir acayip adam şiirinin bir kısmı) 
Sordum birgün Suphi'ye söylediklerini niye anlamıyorum diye 
Bildiklerini dedi yüzleştir hayatla, 
Doğru ile yanlışı o zaman ayırt edebilir ve anlayabilirsin
...
Birikimlerim var ve bunları hayatıma sokup kullanmam ve pratik etmem gerekiyor (yazarken bir shift oldu :))

Bu yolun başı karanlık ve yolculuğa başlamak zor, daha başlarken korkularım engel olmaya çalıştı bana dur dediler, korkularım bu yoldaki karanlık yerlerde saklı, onlara dokunmadım bugüne kadar yok saydım ama artık üstlerine gidiyorum, çıkın ortaya sizinle yüzleşeyeceğim diyorum. Biliyorum ki onlarla yüzleşmez ve onlarla barışmazsam bu yol aydınlanmayacak. 

Bu yol resmini ve fikirlerimi yaşadıklarımı bir dostum ile paylaşıyorum, o da benzer bir yolculukta... Bu konuyu paylaşabiliyor olmak ve anlaşılabiliyor olmak güzel. 

Dostuma ve tüm evrene bana kattıkları için sonsuz teşekkürler. Bu cesareti gösterip bu yola çıktığım için kendime de teşekkürler.

İyi geceler

8 Mayıs 2013 Çarşamba

Topluluk önünde konuşma korkusu

Bugün bir makale okudum, makale şöyle başlıyordu:  Your palms are sweaty. You stumble over your words. You don't seem to be getting a clear message across. You look around the table — everyone is more senior than you — both in age and title. You wonder if you'll ever be taken seriously. Sound familiar? If so, you are among many who experience what we call the "grey hair complex." 

Makaleyi okuduktan sonra LinkedIn'den paylaştım, paylaşırken "ben bunun çaresini buldum, bloğuma yapacağım dedim" ve şimdi yazıyorum. Koçluk programında bu benim üzerinde çalıştığım bir konu; bir sunuş ya da konuşma yapacağım zaman çok heyecanlanıyor, kaygım artıyor ve konuşmanın ilk 15-20 saniyesi sesim titriyordu. Benim konum sadece gri saçlılardan değil kim olur ise olsun topluluk önünde konuşma korkusu idi. Bu konunun nereden kaynaklanabileceğine baktığımda bir kaç şey buldum;

1) Materyal olarak toplantılara çok iyi hazırlanıyordum ama mental olarak hazırlanmıyordum. Kafamdan o insanların benim kıyafetime, saçıma başıma, mimik ya da hareketlerime bakacaklarını ve sanki beni değerlendireceklerini geçiriyordum. Halbuki odak sunuş idi, dinleyiciler gibi benimde sunuşa odaklanmam ve o anda sunuşu aktarmam gerekiyordu. Sunuştan önce sunuş sırasında insanların beni nasıl değerlendirecekleri ve benim hakkımda ne düşüneceklerini düşünmek beni an'dan ve şovumdan alıkoyuyordu. Şimdi o an gelecek ve ben en iyi şovumu yapacağım diye düşünüyorum ve gereksiz düşünceleri gönderiyorum. 

2) Sunuş ya da konuşma yapacağım ortamı kendime göre hazırlayacak bir ritüel geliştirdim, bu ritüeli geliştirirken sevgili Zeynep'i örnek aldım, teşekkürler Zeynep :)

3) Eğer ortam uygun ise sunuş ya da toplantı başlamadan önce müzik dinletisi iyi geliyor hem bana hem de o sunuşa katılanlara.

İşte benim çalıştığım ve işe yarayan konular bunlar oldu, umarım sizlere de fikir verir yazdıklarım..

Dubai'den sevgiler.