22 Aralık 2015 Salı
Yaşamak dediğin ne ki?
O gün de her zaman ki gibi bavulunu hazırlamış ve yola çıkmıştı. Şanslıydı! Business Class'a upgrade etmişlerdi! "ohh ayaklarımı uzatıp giderim" diye düşündü. Gerçekten de öyle yaptı. Ayaklarını uzattı rahat rahat, film izledi. Her şey çok iyi gidiyordu, ta ki inişe geçene kadar. Çok bulutlu idi hava, uçak alçalıyor, alçalıyor ama bulutlar bir türlü bitmiyordu. Ve bir anda "bom" etti, müthiş bir gürültü ile bembeyaz oldu kabin! Hiç bu kadar güzel bir beyaz görmemişti daha önce; her yer kar ile kaplandı sanki ve ondan başka kimse kalmadı orada; o ve beyaz. Atoma çarpan o bembeyaz ışık! Bölünüp yedi renkli gökkuşağını oluşturmadan önceki saf hali ile geldi beyaz ışık! Nur'u gördü, çıplak gözle göremezdi o nuru! Ne olmuştu?
Sallantı devam etti, az sonra uçağın tekerlekleri yere değdi, ulaşması gereken yere varmıştı! Varmıştı da, artık o eski o değildi. Bembeyaz ışık gözlerini kör etmiş ve sanki göremez olmuştu. Yok görüyordu aslında ama eskisi gibi değil. Sanki hiç bir anlamı yoktu insanların, nesnelerin! Pasaport polisi artık ona "kıllık" yapmıyor, görevini yapıyordu. Trenin geç kalmasının, sakarlıklarının bir sebebi vardı muhakkak kafayı yormuyordu insanlara ve olaylara. Anlamı yoktu hiçbir şeyin! Herşey olması gerektiği gibi oluyordu, onları değiştirmek gibi gereksiz uğraşlardan vazgeçmişti! Ne istiyor ise oluyor, istemezse olmuyordu! Tutmuyor hiçbir şeyi kafaya takmıyordu! Ne oluyordu? Sanki yaşamı bembeyaz ışık ile bitmişti ve tanıdığı / bildiği ülke / dünyada değildi!
Komikti yaşadıkları! bir şeyi görüyor yaşıyor, olmadı ise tekrar yaşıyordu! deja vu! olmadı baştan! hata yapmak çok keyifliydi, düşmek, ağlamak! oh be hayat vardı! Zamansız gülüyor, ağlıyordu. Yemek yemek yerine nefes ile doyuyordu, ne bir kilo fazlası ne de azı vardı; tam kararında! Fazlası dünyalı yapardı onu, o bulutların üzerindeydi! azı uçururdu, buna hazır değildi!
Yaşamak dediğin böyle bir şey işte! Zihnin oyunları, sen ne istiyorsan onu yaşıyorsun! çok ciddiye alma, sen sadece iste!
sevgiler
Mus
20 Kasım 2015 Cuma
Güney Afrika seyahatim
Bölge güvenli ama tabii yine de gece yarısı silah sesleri ile uyanıyorsunuz, yakın ya da uzak bilmiyorum ama bir yerlerde silah atılıyor. Bir gece silah sesleri ile uyandım, bayağı uzun sürdü. Arkadaşım ile konuştuk bana polis ile hırsız ya da suçlular ile olan çatışmaları anlattı. İnsanız ve enteresanız, sonra normale dönüştü bu sesler. İnsanlar yüksek duvar ve elektrikli tel örgülerle çevrili sitelerde, evlerde yaşıyorlar. Bizimki gibi misafir evlerinde bile elektrikli tel örgüler standart, yoksa firmalar kontrat imzalamıyormuş. Büyük otellerde 3 katmanlı güvenlik kontrolü var; araba ile üç kapıdan geçiyorsunuz ve biri kapanmadan diğeri açılmıyor.
Johannesburg, Pretoria, Brtis, Midrand bence Afrika ortalamasının çok üstünde bir gelişmişliğe sahip, ekonomik olarak Afrika kıtasının en büyüğü olmanın da etkisi var tabii. Bir çok ülkeden expat yaşıyor burda ve eğer Nijerya, Kenya gibi ülkeleri gördüyseniz burası onların yanında Paris :)
Sevgiler
Mus
26 Ekim 2015 Pazartesi
Koşuyorsam sebebi var!
Ama benim içim ısınmadı, çünkü biliyorum ki #suriyelimülteciler in büyük bir kısmı bu soğuklarda ve kış aylarında aşağıdaki barınaklarda, çadırlarda ya da sokaklarda kalacaklar.
15 Kasımdaki İstanbul Maratonunda ben #sicakbirkisicin koşacağım, ülkemizdeki #suriyelimulteciler ısınsın diye. Ben koşarken sen de onları para yardımı ile destekler misin? Bağışını aşağıdaki hesaplara yapabilirsin. Açıklamayı aşağıdaki yazmanı rica ediyorum.
Sevgiler,
Mus
Bağışlar için açıklama: HDD/Mayhan/Bağışçı İsmi
HESAP İSMİ : Hayata Destek Derneği (STL)
BANKA : Finansbank / İstanbul Maçka Şubesi
IBAN TL : TR88 0011 1000 0000 0059 8774 12
IBAN USD : TR44 0011 1000 0000 0046 2626 05
IBAN EU : TR55 0011 1000 0000 0046 2626 01
15 Ekim 2015 Perşembe
Nairobi'de Hint kültürünü yaşamak
Abi ne diyorsun sen ya? Kenya'ya gönderdik seni sen Hint Kültürü'nden bahsediyorsun! Uçak yanlış yere gitmiş olmasın?
Yok yok rahat ol, doğru zamanda doğru yerdeyiz.
Kenya'ya ilk gidişim, işim gereği Afrika ülkelerine uzaktan ya da yerinde bulunarak destek sağlıyorum. Bu sefer rotam Kenya oldu. Türk Havayolları'nın Nairobi'ye her gün karşılıklı seferleri var (THY'ye teşekkürler, her yere direk uçabiliyorum). Gece 00:50'de Atatürk Havalimanı'ndan kalkıyor ve 6,5 saat sürüyor. Rota dümdüz, İstanbul'dan aşağıya doğru dümdüz bir çizgi çiz Nairobi'nin üstüne geliyorsun :)
Bileti aldım, vizeyi kontrol ettim ve Türk vatandaşları için vize gerektiğini öğrendim; almak çok kolay elektronik vizeye başvuruyorsunuz ( http://evisa.go.ke ) ve ertesi gün onaylanıyor :) Elektronik Vize'yi bastırıp yanınıza almanız gerekiyor. Sonraki adım Kenya'ya giderken istenen aşılar ve kullanılması gereken ilaçları öğrenmek. Hemen Hudut Sınır Sağlığı merkezinden randevu alıp gittim ve doktor ile görüştüm ( http://www.hssgm.gov.tr ). Sarıhumma aşısı ve gidilen bölgeye göre sıtma ilacı alınması gerektiğini öğrendim. Sarıhumma aşım olduğu için yanıma aşı kartımı almam gerekiyordu, bir de Nairobi'de sıtma görülmediği için sıtma ilacı kullanmama gerek kalmadı.
Seyahat günü geldi çattı, uçağa bindim ve uyudum; yemek filan istemedim. 5,5 saat kadar uyumuşum, ertesi gün işe gideceğim için bana çok iyi geldi. Yanımda Türk Havayolları'nın kargo bölümünün Afrika bölge direktörü yanımda oturuyordu. 15 gün İstanbul'da 15 gün bölgede oluyormuş ve bölge merkez ofisi Nairobi'deymiş. Onunla tanışmak iyi oldu, sağ olsun ben hotelden gönderilen taksiye binene kadar bana eşlik etti. Uçaktan inince bizi küçücük bir alana götürdüler, geçici geliş terminaliymiş. Yenisini yapıyorlar, bitince çok güzel olacağına eminim, belki bir dahaki sefere oraya inerim :)
Nairobi'de SouthernSun otelde kaldım, havalimanı transferlerini de otel ayarladı, gayet güvenli ve iyi oldu; transfer ücreti 37$. Otel biraz pahalı 200$ ama bizim ofisin karşısı; caddenin bir yanında çalışıp diğer yanında uyudum. Zaten dışarıda dolaşmayı pek önermiyorlar.
Havalimanından otele beni Anthony götürdü, çok güler yüzlü Kenya'lı bir şoför. Nairobi'ye 45dk mesafede bir köyde yaşıyormuş ailesi; eşi ve 3 yaşındaki kızı. Kendisi Nairobi'de yalnız yaşıyormuş ve haftada 1 gün olan izinlerini toplayıp ayda 4 gün ailesinin yanına gidiyormuş. Kızı, babası geldiğinde bağırıyormuş "babam geldiiii, bana hiç kimse yaklaşmasın, sadece onunla oynayacağım" diye. Babalar ve kızları…
Nairobi'de inanılmaz bir trafik var, ben tam yoğun olan zamana denk gelmişim, havaalanından otel 2saat10dk sürdü:( Yolda birçok fotoğraf çektim, genel olarak insanlar işlerine yürüyorlar ya da dolmuşlara biniyorlar. Japon arabaları çok kullanılıyor, Çinliler de yollarını yapıyor. Çok başarılı bir cep telefonu şebekeleri var: Safaricom! Bu şirket inanılmaz etkiledi beni; her yerde çekiyor ve Mpesa denilen bir uygulama ile insanları para taşımaktan, banka hesabı açmaktan ya da banka işlemleri yapmaktan kurtarıyor. Safaricom'dan sim kart alırken size soruyorlar Mpesa'yı da kullanmak istiyor musunuz diye, evet derseniz kimlik kartınız ile kayıt yaptırıyorsunuz ve hesabınız açılıyor. Mpesa yükleme istasyonlarından sim kartınıza para yükleyebiliyorsunuz, o paralar ile alışveriş yapabiliyorsunuz, para transferi yapabiliyorsunuz, borç (kredi gibi) alabiliyorsunuz… para taşımanıza gerek kalmıyor ve şebeke bu yüzden her yerde çekiyor! Başarılı :) Girişimci arkadaşlara duyurulur :)
Gelelim Hint kültürü muhabbetine. Bizim oradaki ofisin genel müdürü ve bölge satış direktörü Hintli. Bir firma ile toplantı yaptık, sahibi Hintli. Şehirde bir sürü Hint restoranı ve Hindu Tapınağı var. Ne iş dedim bizim arkadaşa, öğrendim ki bu arkadaşların büyük büyük büyük babaları İngilizler tarafından buraya getirilmiş, getirilme amaçları ise demiryolları işçiliği. Gelen Hintli işçiler burada kalmışlar ve 3 kuşaktır yaşıyorlar. Nairobi'deki yerliler genelde Hristiyan dolayısıyla Kiliseler var, özellikle Mombassa gibi Arap yarımadasına yakın yerlere Araplar gelip Müslümanlığı yaymışlar dolayısıyla camiler var ve Hindu tapınakları var. Herkes birlikte sorunsuz yaşıyor :) Peki nasıl oluyor bu? Güzel bir örnek söyleyeyim; radyoda sabah programı yapan dj şu soruyu soruyor: komşularınız ile ilişkileriniz nasıl? Onlarla geçinebiliyor musunuz? Arayanlar anlatıyorlar; yaşananlar, önyargılar, iyi ve kötü örnekler… dj belli ki sözü dinlenen bir insan, onlara kendince yol gösteriyor. Biz maalesef sürekli eleştiri, yanlışları ortaya koyma programları yapıyoruz. Çözüm ne abi? Tsssssss
Bir akşam Hintli arkadaşlardan biri beni evine davet etti. Eşi vejetaryenmiş, bize harika bir sofra hazırlamış. Masanın ortası dönüyor, istediğini seçip alıyorsun. Yemeğe oturmadan önce Hindu Tanrılarının önüne oturup dua yaptılar, ben de onlara katıldım, sonuçta yollar farklı farklı ama hep aynı yere çıkmıyor mu? Benim için de farklı bir deneyim oldu.
Belki duymuşsunuzdur 2 yıl kadar önce Somalili bir grup Nairobi'de bir eylem yapıp bir alışveriş merkezi basıp 60 kadar insanı öldürmüştü. İşte o alışveriş merkezine gittim, şimdi güvenlik demirleri ile örülmüş ve güvenlik şirketleri tarafından korunuyor. Bu ve arkasından gelen bombalama olayları güvenlik şirketlerine yaramış, her yerlerdeler! Bir de biliyorsunuz Temmuz'da Barack Obama Kenya'yı, baba toprağını ziyaret etti. Başkan Obama gelmeden önce yollara trafik ışıkları konmuş (öncesinde yokmuş) ve kameralar yerleştirilmiş onun geçiş güzergahına. Yavaş yavaş güvenlik delisi bir yer halini almış Nairobi. Şimdi Papa ziyareti var gelecek ay, güvenlik tedbirleri daha da artacak. Halk memnun bu durumdan, onlar sayesinde hükümet bize hizmet ediyor diyor. Güzel bakış açısı.
Birde ben ordayken Imperial Bank kayyuma devredildi, insanların paraları bankada kaldı. Bizim 90'laeın sonlarındaki halimiz. Millet 2-3 puan daha fazla faiz veren yere gidiyor ve patlıyor.
Hadi uzatma, aklında kalan 3 şeyi söyle deseniz; yeşillik, güler yüzlü insanlar ve kendini aşmaya çalışan bir ülke derim.
Sevgiler,
Mus
17 Eylül 2015 Perşembe
Bir garip hayal hali!
9 Eylül 2015 Çarşamba
Ben insan(e)ım!
1 Eylül 2015 Salı
Dünya barış günü
15 Ağustos 2015 Cumartesi
Benim gözümden Tahran
8 Ağustos 2015 Cumartesi
Köpek fobisi
4 Ağustos 2015 Salı
Kozmetiğe hayır!
Pazarlamacıların, reklamcıların zihniyle oynayarak almaya ikna ettiği güzel bir parfümü vardı, herkeste çok beğeniyordu. Ama işte o bir zihin oyunu neticesinde bir sürü para verilerek alınmıştı! O para ile kaç çocuk okurdu ya da kaç aç doyardı... Iki gün önce bir arkadaşı ile konuşmuştu, arkadaşı ona insanların yardım için para bulamadıklarını söylüyordu... Ne garipti; restoranlarda, barlarda yiyilen içilenler, giyim kuşam ve parfümlere verilen paralar!
Hayır dedi genç adam artık hayali stresle harcanan paraya hayır! Gerçek ihtiyacım ne ise ona harcayacağım dedi...
Bir huzur duydu, düşüncesi bile güzeldi. Şimdi yapması gerekiyordu ve yapacaktı!
9 Temmuz 2015 Perşembe
Karşılıksız Sevgi üstüne saçmalamalar
Özellikle sabahları kendi kendime konuşmayı çok severim. Bu sabah da traş olurken kendi kendime konuşmaya başladım. Hayatıma giren birkaç kişi geldi aklıma, bazılarına kızgınlık, bazılarını sevgi ile andım. Aslında o kişiler yoktu, onları hiç tanımamıştım; onlar benim o anki yansımalarımdı.
Her zaman uğraştığım konular ve sınavlarım oluyor, bunları yaşarken o konu ile ilgili birileri giriyor hayatıma. Ben kendimi görüyorum onlarda, ne yaşanırsa yaşanıyor ve ben sanki karşımdaki yaşıyormuş gibi izliyorum! Aslında öyle olmuyor, karşımdaki değil ben yaşıyorum ne yaşanıyorsa. Benim algım karşımdakini yaratıyor. Bu süreçte karşımdakine kızmıyorum aslında kendime kızıyorum ya da karşımdakini sevmiyorum kendimi seviyorum. Konu karşı tarafın değil benim, aynadaki benim!
Bunları düşünürken peki ya "karşılıksız sevgi nasıl oluyor?" diye sordum kendi kendime. Her halimi kabul edip kendime sıkı sıkı sarılıp her halimi sevdiğim zaman karşılıksız seviyorum diyebilirim. Burada biliyorum ki ak sütten çıkmış ak kaşık değilim ama şunu biliyorum ki ne yaşanması gerekiyorsa yaşanıyor ve ben de rolümü oynuyorum ve bana verilen görevi yerine getiriyorum, ikiliği düşünmeden "her işte bir hayır vardır" düşüncesi ile.
Peki bunu sürdürebilmek mümkün mü diyorum (zihnim hemen geleceğe gidiyor!). Neyi niye sürdürülebilir mi diye düşüneyim ki, şu anda bunu yapmak yeterli. Kendi bataklığımda, kendimin farkında olarak anları yaşamaya devam.
Sevgiler,
Mus
3 Temmuz 2015 Cuma
Nijerya Seyahati - tecrübelerim
- Gece uçuşu yapmayın; Türk Havayolları yerel saatle 21:00'de iniyor :(
- Havalimanında terminal içinden karşılama yapılacak, zırhlı araç ve güvenlik eşliğinde otele götürüleceksiniz; adam kaçırma, terör, bombalama tehditleri var...
- Gitmeden Sarı Humma aşısı yaptırın
- Sıtma ilacı kullanın
- Sineğe karşı sinek kovucu ilaçlar sürün
- ...
gitme daha iyi :) ama bunlar beni durduramadı :)
Nijerya için vizeye ihtiyacınız var : http://nijeryavizesi.com/
Eğer daha önce yaptırmadıysanız sarı humma aşısı yaptırıp, aşı kartı almanız gerekiyor, aynı zamanda Hudut sağlığı birimindeki doktor size sıtma ilacı verecek; gitmeden iki gün önce başlamalı, Nijerya'da iken ve döndükten sonra 7 gün daha kullanmalısınız. http://www.hssgm.gov.tr/menu/iletisim/iletisim.aspx
Türk Havayolları her gün Lagos'a uçuyor, uçuş yaklaşık 7 saat sürüyor.
Ben Lagos'a indiğimde, daha önce öğretildiği üzere Ebola kontrolünden geçtikten sonra beni karşılayacak kişiyi beklemye başladım fakat gelen giden yoktu. Cep telefonumdan sorumlu kişiyi aramaya çalıştım ama malesef telefon arama yapmıyordu. Kısa süreli bir panik yaşadım! Farklı GSM operatörü seçtim ama olmadı! Gelen giden yoktu, hmmm şimdi ne yapacağım diye düşünmeye başladım. Nijerya'nın genel müdürü arkadaşım olduğu için onun telefonu da var bende, onu aradım ve ikinci aramada düştü telefon, havalara uçtum :) Bekleme, pasaport kontrolünden geç dedi, ben görevliyi bagaj alıma göndereceğim dedi. Ona güvendim ve pasaport kontrolünden geçtim, o arada Bosch t-shirt'ü giyen bir adam gördüm ve oh be kurtuldum diye dşündüm :)
Bagaj alım alanında Türkiye'den gelenler sinkov'ları sürmeye başladılar. Ben, görevli ile birlikte diğer ülkelerden gelen meslekdaşları beklemek üzere bekleme alanına gittim. Ordan yandaki resmi çektim, ordaki yeşil tabela dikkatimi çekti, şöyle yazıyordu: Yangın veya Bomba alarmında diplomatik araç park yerinde toplanınız. Bomba alarmı? güzel :)
Portekiz'den gelen 2 arkadaş vardı, onlarla birlikte dışarı çıktık. Acayip bir nemli bir hava vardı. 3 Görevli ve 3 yolcu olmak üzere 6 kişiydik. 2 Toyota Corolla ile yola çıktık, yollar kötü bir asfalt ve şerit çizgileri yoktu, olsa da neye yarar! Burada araç kullanmak ciddi bir cesaret ister, hani Türkiye'de zor ama burda neredeyse kural yok!
Ertesi sabah otel odasından yandaki resimi çektim, otel penceresinden çok modern bir şehir gibi görünüyor Lagos. Lagos'da 21 Milyon kişi yaşıyor ve çok büyük bir şehir, bizim kaldığımız yer Victoria Island, en lüks yerleşim alanı.
Bizim etkinlik otelde yapılacaktı ama biz Lagos ofisi görmek ve oradaki meslekdaşlar ile tanışmak istiyorduk ve bu yüzden 4-5 kişi ofise gittik. Benim için bu önemliydi çünkü bu ofisi benim ekibim hazırladı :)
Lagos'da inanılmaz bir trafik var. İstanbul'daki trafiğe göre daha kötü olduğunu söyleyebilirim. Bu yüzden tuk-tuk'lar çok işe yarıyor, küçük ve kıvrak :)
Bizim ofis Ikeja denilen güvenli bir bölgede. Ofise ulaştığımızda gördüm ki nereye gidersem gideyim Bosch ofisleri hep birbirine benziyor. Kendimizi evde hissetmemiz için :)
Bu resmi ofis penceresinden çektim, görüldüğü gibi elinde tüfek olan bir insan var. Lagos'da bir çok asker / polis / güvenlik görevlisi var ve silahlılar, tabii ki bizim ofisin bahçesinde de...
Her saatte trafik var Lagos'da:
Ofisten dönerken araçtan birkaç fotoğraf çektim. Yandaki fotoğrafta bir satış tezgahı var, satıcı kadın uyuyor.
Yol kenarındaki butik.
Piliç çevirme :)
Nijerya'da elektrik ciddi bir problem. Elektrikler sürekli kesiliyor ve otellerde, ofislerde sürekli jeneratör kullanıyor. Tabii ki elektrik olmayan alanlar da var, bu yüzden bir çok yerde jeneratörler görebiliyorsunuz. Burda da bir atölye var, jeneratör satış / tamiri yapıyor.
Lagos'da acayip yüksek nem oranı var ve benim orada olduğum 4 gün bir yağmur yağdı, bir güneş açtı. Bunaltıcı bir nem vardı!
Etkinlik sonrasında havalimanına gitmek üzere hazırlandık; 2 minibüs dolusu Bosch çalışanı, bir askeri araç ile yola çıktık. Yoğun trafiğin arasında sürekli sirenleri öten askeri araç bize yol açıyor ve bizi koruyordu. Tüfek taşıyan asker ara ara iniyor, araçları yolu açmaları için tehdit ediyordu. Bu sahne beni çok rahatsız etti, Türkiye'de siyasiler yolu kapatıyor, üstünlük sağlıyor diye eleştirirken şimdi ben böyle bir servis alıyordum!
Afrika günümüz büyük güçleri için son fırsat, o yüzden herkes Afrika'da; Çinlisi, Hintlisi, Almanı, Amerikalısı... Herkes bu kıtadan pay kapmak peşinde; stratejik planlar, ofisler, üretim alanları... En fazla 50 yılda buradaki ülkeler ve ekonomiler de iyi bir seviyeye gelecek veeeee sonra? Ya başa geri döneceğiz, ya da dünyayı terkedeceğiz.
Genel olarak bir güvenlik ve sağlık problemi yaşamadığım için şükür ediyorum :) Oralara gidecek olan olur ise, her zaman tecrübelerimi paylaşabilirim.
sevgiler
Mus
30 Haziran 2015 Salı
Mutluluk mevzusu
15 Şubat 2015 Pazar
Bakış açını değiştir!
21 Ocak 2015 Çarşamba
Kar tanesi
Köşedeki toplantı odasında oturuyorum. Ekranda iş için kritik bir şeyler var... Bir anlatan kişiye bakıyorum bir de pencereden dışarıya... Çok yüksek bir ağaç var, yapraklarını dökmüş. Yorgun gözüküyor... Acaba bu onun yorgunluğu mu yoksa benim yansımam mı?
Üzerine düşen kar tanelerini tutamayacak kadar cılız bazı dalları, dalların arasından geçip yere varıyor birçok kar tanesi. Yorgun bir savaşçı edasıyla kucaklıyor ıslak toprağı, belki de köklerinin ihtiyacı vardır bu kar tanesinin getirdiği suya, canlılığa ve hayata. Eğer bir kar tanesi canlılık, hayat verecek kadar güçlü ise benim ne işim var bu odada? binlercesini kaçırmak neye mal oluyor bana...
Aklımda deli düşünceler dönüyorum konuya, aslında olmayan ve beyinlerimizin yarattığı sanal problemlere ve hiç bir zaman çözüm omayan önerilere... Bir kar tanesi bir sunuş, bir kar tanesi bir sunuş...
Yes, I agree! diyorum, katılıyorum yani, katılıyorum...