seçim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
seçim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Eylül 2014 Perşembe

Seçimler ve sonuçları

Yalnızım, saate baktım 04:56. Almanya'yım. Türkiye'deki uyanma saatim gelmiş, saat Türkiye'de 6 oluyor... Akşam geç yemek yemenin getirdiği bir rahatsızlık var midemde; bana neden böyle yapıyorsun diyor! Gün boyu süren toplantılar, toplantılar sonrasında gidilen yemekler ve geç saatlerde yenen ve sindirilmeye fırsat olmadan uyumalar... 

Zordur kurumsal hayatta kariyer yapmak; çok şey vermek gerekir kendinden! Pazartesi gününü örnek alalım; ikizler okula başladı, sabahtan öğlene kadar onlarla harika vakit geçirdik. Duygusal olarak çok beslenmiş olmama rağmen sabah başlayan bel ağrısı beni öldürüyordu. Öğlen çocukları eve bırakıp yola çıktım, havaalanına gittim. Arabayı parkettiğimde zar zor inebildim ve belimi doğrultup yürüyemiyordum! Bir yandan önümüzdeki günlerde yapılacak kritik toplantılar ve bir yandan bel ağrım... Haydi toparla dedim kendi kendime, toparlan! 4D7'den havalimanı kapısı yaklaşık 70-80 metre ve ben o yolu 3,4 kez durarak 10dk'da yürüyebildim! Hala gitmem gerekiyor diye düşünüyordum ve öyle de yaptım. Check-in ve kontroller 10dk kadar sürdü, şanslıydım. CIP salonuna kendimi attığımda "oh be" dedim, "yolun yarısı bitti". 

Uçak 1 saat 45 dakika gecikmeli kalkacaktı, "güzel" dedim, "biraz çalışabilirim"... Arada bir ayağa kalkıp geziyordum ki sandalyeye çakılıp kalmayayım. Büyük bir çaba sarfediyordum gitmek için... Uçak saati geldiğinde kapıya gittim ve önümde daha önce biz de üst düzey yöneticilik yapmış bir bey ile karşılaştım. Hemen geçmişe gittim, onun da ciddi bel sorunları olmuştu, sürekli iş yemeklerinden dolayı kilo aldığından şikayet ederdi. "Anladım" dedim, "bugünün dersi bu!". Demek bu yüzden bu kadar ağrıya rağmen vazgeçmemiştim! Bu karşılaşmayı yaşamam gerekiyordu, onun bana ilettiği, kariyer yapmanın zorluklarını ben bugün yaşıyordum. O söylemişti, ben tercih etmiştim ve bugün yaşıyordum... Bu bir yüzleşme idi benim için, bıraktım söylenmeyi, bıraktım belimdeki ağrıyla uğraşmayı! "Bu senin seçimin, kararını sahiplen ve yoluna devam et" dedim! 

Sonra ne mi oldu? Beni Business Class'a upgrade ettiler, Airbus A330'un tam yatan koltuklarında yatarak dinlenerek uçtum Stuttgart'a! Ne bel ağrısı kaldı, ne kendi kendime hayıflanma. Hayat akıyor, herşey değişiyor, geçmişe takılıp kalmak sadece beni çürütüyor! Şimdi açtım kanatlarımı rüzgarı bekliyorum, o nereye savurursa oraya uçacağım, 
Sevgiyle kalın,
Mus

11 Ağustos 2014 Pazartesi

Sanal tribün

Eskiden tuttuğum takımın kombine biletini alır, maçları tribünden izlerdim. Maçları canlı izlemek müthiş keyif verir ama tribünde bulunmak da bir o kadar sinirlendirirdi beni! Kendi seyircilerimiz bizim üstümüze çekirdek kabuğu, su şişesi atardı, tükürürdü! Karşı takımın seyircisi, takım oyuncuları, onların yöneticilerinin yedi sülalesi anılırdı! Bu ortam beni iyice gerdi ve artık yeter dedim, gitmedim bir daha maça. Digiturk'den takip ediyorum maçları... 

Dün malum seçim vardı ve Facebook denilen sosyal medya aracının nasıl sanal tribün haline getirildiğini gözlemledim. A görüşünü destekleyenler "yenilmeye doymadınız" tarzında söylemlerde bulunup karşı takıma yükleniyordu. B görüşünü benimseyenler ise hem karşı takıma"cahil cühela" tarzında söylemlerde bulunuyor, hem de kendi takım seyircilerinin "plajsever, vatan haini..." ilan ediyordu. 

Biraz şaşırdım, biraz üzüldüm. Iyi tarafı şu oldu, bende bir farkındalık yarattı bu durum; bu sanal tribüne gidip gelmeye devam edecek miyim diye sordum kendi kendime. Evet! Özellikle kişisel gelişim paylaşımları, üye olduğum gruplar, sayfalar beni besliyor ve bu sanal tribüne gelip gideceğim. Gelirken yanımda hep kulak tıkacı olacak; maçı izleyeceğim ama tezahüratları duymayacağım. 

Sevgiyle
Mus